Fakirin gereksinimi zenginin turizmi olmuş. Sisteme de boyun eğmiş, har vurup harman savruluyor. Devletin, yani senin benim sahibi olduğumuz düzen içerisindeki üç-beş kamusal gereç, cambaz şirketler tarafından yine seni beni dolandırma güdüsü içerisinde. İnsan gerçekten hayret ediyor.

Bugünlerde bir yolculuk turizmi var ki sormayın. Evlendiğimizde eşime şart koştuğum balayı tatilini sağ olsun sevgili kocam sırasıyla beni Tokat, Nevşehir, Amasya ve Adana’ya ve en son geçtiğimiz hafta sonu Van’a götürerek kendince yerine getirdi. Ne diyeyim, hayaller Maldivler gerçekler Van – Gevaş.

Son zamanlarda sıkça karşılaşıyorsunuzdur; Doğu Ekspresi'yle 26-27 saatlik bir tren yolculuğu ile Kars’a, Vangölü Ekspresi ile de Van’a gidişlerle.

Benim çocukluğumda epey kullanışlı, çok gürültülü, az konforlu Sirkeci- Halkalı ile Haydarpaşa-Gebze banliyöleri vardı. Keza annemin gençliği de aynı banliyöde Zeytinburnu- Sirkeci hattında geçti.

Şimdiki nesil biraz anakronik ise; Türk filmlerinde elinde tahta bavuluyla gar merdivenlerinde gördüğü kahramanın o an Haydarpaşa’da olduğunu bilir.

Şimdi hızı yüksek ve ses yalıtımlı trenler X kuşağına hiç lezzet vermiyor, Y kuşağına konfor sağlıyor, Z kuşağı ise o eski tıkır tıkırdan bîhaber. Annelerinden, anneannelerinden dinledikleri, memlekete seyahatlerin bir numaralı kurtarıcısı Anadolu'yu bucak bucak dolaşan trenlerde ne romanlar yazıldı, ne aşklar yaşandı, ne bekleyişler ve yolcu edişlere şahit olundu kim bilir?

Bu hikâyeleri dinledikçe seyahat önceliğini Ege sahillerine ya da ucuz Avrupa turlarına veren bizim Y sonu kuşağı doğu ekspreslerine akın etmekte. Birkaç sene evveline kadar Erzurum’u İbrahim Erkal’dan gayri, Kars’ı da kaşarından hariç tanımayan ve ilgilenmeyen yerli bohem gençlerimiz toplanıp kompartıman kompartıman kapatıp 24 saati aşkın süre trende türlü şekillerde eğleniyor, bol bol pastoral sosyal medya fotoğrafları çekiyor, hiçbir şey yapmazsa -ki en güzeli- uzanıp sadece yolu ve rengarenk, her metrekarede değişen doğayı izliyor.

Artık Karslı kayınpederimin yokluk nedeniyle 70’li yıllarda peynir kokuları ile yolculuk ettiği vagonların -pulman-  yerini ışıl ışıl ve geniş koltuklu ya da yataklı vagonlar aldı. Muhabbet de kaldığı yerden devam ediyor. Ama yine de eksik olan bir şeyler var.

Bütün bunların dışında bu Doğu/Van Gölü ekspresine yılın her mevsimi artık bilet bulmak neredeyse imkânsızlaştı. Bu kadar yakın tarihli keşfedilen bir turizmin de suyunu çıkarmayı başardı fırsatçı turizm şirketleri. Kompartımanların tamamının biletlerini aylar öncesinden satın alıyorlar ve Devlet Demiryollarının koyduğu rakamın üzerinden satıyorlar. Çoğunluğun zaten Kars’ı ya da Van’ı merak ettiği için değil, o yolculuğu arzuladığı için ulaşmak istediği biletlerde dahi böyle bir düzenbazlık böyle bir hileyle yine seni beni dolandırıyorlar. Neresinden tutsan elinde kalıyor yani.

Tren, bir ülkenin ekonomisinin omurgasıdır. Trenle maden taşınır memleketin insanı ısınır, erzak taşınır memleket doyar, asker taşınır vatan kurtarılır, yolcu taşınır göç başlar. Ya da bir yalnız taşınır, şiir başlar. Sonra kim bilir hangi hat üzerinde duyduğu ses trenin tıngır mıngır sesiydi ki Orhan Veli şöyle dedi;

garibim;
ne bir güzel var avutacak gönlümü,
bu şehirde,
ne de bir tanıdık çehre;
bir tren sesi duymaya göreyim,
iki gözüm
iki çeşme

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Yorum sahiplerinin yaptıkları yorumların içeriği ile ilgili yasal sorumluluk yorum sahibine aittir.Ekonomi Haber yorum sahiplerinin ip adreslerini saklamakla yükümlüdür.
Avatar
Rabia Arslan 2018-01-08 00:39:43

Güzel bir bakış açısı...