Yolda olduğum zamanların ve maaşımın yarısını taksiye adıyorum. Büyükşehirde şehirleşememiş, medeniyet, beşeriyet, varoluş sınavlarını verememiş taksi şoförlerinden çektiğim kadar memlekette faizden, enflasyonun çift hanesinden, tefeden, tüfeden, eften püften çekmedim yemin ederim.

Atarlısını mı ararsın, sabahın saat yedi on beşinde ben guruldayan karnımla, ayılmamış beynimle araca bindiğimde çok affedersiniz hayvan ölüsü gibi sigara kokanı mı ararsınız, her kırmızı ışıkta, kadın şoförle köşe kapmaca oynadığında, trafik kitlendiğinde küfür edeni mi ararsın, mesafeyi kısa bulup indireni mi yoksa lokasyonu beğenmeyip götürmem diyeni mi?

Şu yazıyı bitirdikten sonra lokasyon lokasyon durak adı verip taksiciler cemiyeti vesairesine de göndereceğim. Önce bu tavırlardaki şoförlerinizde insanlığa, sonra ehliyete bakın. Kardeşim, yüzünün nuru kalmamış hemşehrim, zaten sabitlemedin mi kısa mesafeyi 10 liraya sen? 5 lira yazan yere 10 lira almıyor musun, üstelik yasal olarak kesmen gereken fişin de üzerine yatmıyor musun? Bozuğun çıkmayınca “helaool eoot aooblaaaoo” diye höykürmüyor musun? Uygulamadan indirimim olduğu halde”eööff” diye haykırmıyor musun? Kardeşim siz meslek birliğine bağlı esnaf türü olarak bela mısınız bu memleketin insanın başına?

Güzel kardeşim sen makam arabasının bakanı mısın yoksa ekmeğinin derdinde esnaf mısın? Yağmur da almazsın, kalabalığı taşımazsın, köprü trafiğine girmezsin, kısa mesafeyi beğenmezsin, para üstü vermezsin ki yüksek banknot verince yolcunun canına okursun. Bu yolcu n’apsın da sana yaransın nursuz kardeşim, yolcuyu bir dövmediğin kalıyor.

Ha şimdi UBER geldi diye kan ağlıyorsun değil mi? Beter ol!

Başınızdaki insan bile ortalığı yakıp yıkmakla tehdit ederken, size ne anlatsam az. Zihniyetiniz bi’ değişik.

Bu anlattıklarımdan tabi ki bazı cennetten düşen ilk toplu taksici abilerim tenzihtir. Onlar kesinlikle üzerlerine alınmasınlar. Son 20 yılını İstanbul’umuzun güzide köşesi Çengelköy’de geçirmiş biri olarak, tek tek bütün durakları tanır, bütün duraklardan haftanın en az 3,4 günü araç isterdim. Öncelikle beni önceki Temmuz ayının tam ortasında kuvvetli bir arbededen sabaha karşı kurtaran Çengelköy’ün sevilen ve bilinen durağı ATA 2 Taksi durağı ve adam gibi adam soförlerine köşecağızımdan teşekkürü bir borç bilir, sonra Beylerbeyi Taksi Durağı ile Çengelköy Gözde Taksi Durağı’nın UBER’in kuvvetli iktidarlığı karşısında yok olup gitmelerini temenni ederim. Şoförlerine de biraz insanlıktan nasip almalarını tavsiye eder, şuraya da yaşadığım birkaç anıyı sıkıştırmak isterim.

Yıllar önce öğrencilik zamanlarımda, son anda hatırladığım bir sınava gidebilmek için evden koşar adım çıkarak, evin hemen köşesindeki Gözde taksiye (ki haftanın en az iki günü kahırlarını çekerim) gidip sınava yetişmem gerektiğini fakat üzerimde yeterli paranın olmadığını, akşam üstü sınav dönüşünde taksi parasını ödeyeceğimi belirterek yardım etmelerini rica ettiğimde “kusura bakmayın” bile değil, “götüremeyiz” cevabını aldım ve ben şok! İnsanlığın öldüğünü de geçtim, gömüldüğüne şahit oldum. Bir başka gün ise işe geç kaldığım bir sabah yağmurlu havada bindiğim taksinin şoförüne köprüye çıkacağımızı söylediğimde yolun ortasında durup “götüremem, inin” dedi. Biraz daha terbiyeli olmasını istediğimde de küfür edip inmemi söyledi. İndim.

Başka bir defasında da ağırlaştığını öğrendiğim bir yakınıma yetişmek için taksiye bindiğimde trafik var giremem yanıtını alınca ağlayarak “abi lütfen hastaneye yetişmem lazım” dememe rağmen bana yardımcı olmayışına da bir mazeret bulamadım.

Bakın ben her seferinde sizi de anladım. Bir lanet gibi bu şehrin üzerine çöken trafik belasına her gün en az 8-10 saat katlanmak zorunda olduğunuzu, çoğu zaman yevmiyenizi dahi çıkaramadan plaka sahibine günde yüzlerce lira ödeme yaptığınızı, zaman zaman tebriyesiz müşterilerin kaprisleri ile karşılaştığınızı, hayatın çok ama çok pahalı oluşunu filan. Sizi temin ederim yıllardır anlamak anlayışlı olmak için çaba sarf ediyorum. Ama bir insanın insanî davranışların çok çok ötesinde bu kadar gaddar, bu kadar seviyesiz, bu derece çirkin tavırlar sergilemesi için İstanbul trafiğine rağmen bile haklı bir etken bulamıyorum. UBER varolana kadar taksicilerden korkup, taksilere çekinerek yaklaşır olmuştum. Binmeden önce içeriye seslenerek “kısa mesafe ama gider misiniz” diye yalvaran gözlerle bakar ya da “köprü trafiğine” diye yüklemsiz cümleler kurup tepkisini ölçer, kovulmamak ve araçtan yolun ortasında indirilmemek için dua ederdim.

Şimdi mi? Sarı taksi out canım! UBER in! Kendimi kraliyet üyesi gibi hissediyorum. Çocuklar uyanın. Güzel günler çok yakın.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Yorum sahiplerinin yaptıkları yorumların içeriği ile ilgili yasal sorumluluk yorum sahibine aittir.Ekonomi Haber yorum sahiplerinin ip adreslerini saklamakla yükümlüdür.