"Türkiye-AB İlişkilerinin Temeli Tam Üyelik Perspektifidir"

Türkiye-AB Karma İstişare Komitesi 37. Toplantısı'nda konuşan Avrupa Birliği (AB) Bakanı ve Başmüzakereci Ömer Çelik, Türkiye-AB ilişkilerinin temelinin katılım müzakereleri ve tam üyelik perspektifi olduğunu belirterek, bunun dışında ikinci bir model ya da imtiyazlı ortaklık gibi modellerin kesinlikle söz konusu olmayacağını söyledi.

"Türkiye-AB İlişkilerinin Temeli Tam Üyelik Perspektifidir"

Türkiye-AB Karma İstişare Komitesi 37. Toplantısı'nda konuşan Avrupa Birliği (AB) Bakanı ve Başmüzakereci Ömer Çelik, Türkiye-AB ilişkilerinin temelinin katılım müzakereleri ve tam üyelik perspektifi olduğunu belirterek, bunun dışında ikinci bir model ya da imtiyazlı ortaklık gibi modellerin kesinlikle söz konusu olmayacağını söyledi.

20 Şubat 2018 Salı 12:48
164 Okunma
"Türkiye-AB İlişkilerinin Temeli Tam Üyelik Perspektifidir"

Toplantı yaptığı konuşmasında ilk olarak Suriye'nin Afrin bölgesinde yürütülen sınır ötesi operasyon Zeytin Dalı Harekatı'na değinen Bakan Çelik, harekatın ardından yaklaşık 500 bin Suriyelinin kendi topraklarına dönmesinin mümkün olacağını ifade etti.

Suriye'de istikrarın oluşmasının Türkiye ve Avrupa'nın üzerindeki göç baskısını düşüreceğini kaydeden Çelik, "İnsanların kendi topraklarına dönmesi demek hem göçün durması, hem de bu bölgelere tekrar terör örgütlerinin yerleşmesinin engellenmesi demektir. Terör konusundaki iş birliğimizi geliştirmemiz konusunda hiçbir şüphe yok." değerlendirmesinde bulundu.

"SURİYELİ ÇOCUKLARIN EĞİTİM ALMASI ŞART"

Çelik, Türkiye'nin göçmen sorunlarını çözme konusunda kararlı hareket ettiğini belirterek, Türkiye'de 900 bine yakın Suriyeli çocuk olduğunu, yaklaşık yarısına eğitim verildiğini ancak diğer yarısının bu imkanlardan faydalanamadığını kaydetti.

Söz konusu çocuklara eğitim verilmesinin önemine vurgu yapan Çelik, "Bu çocuklara eğitim veremezsek, yarın bu çocuklar DEAŞ gibi veya benzeri El-Kaide gibi terör örgütlerinin eline düşerler. Bizim bu çocuklara eğitim vermemiz lazım fakat AB'nin yardım mekanizması o kadar yavaş ki 5 yaşındaki çocuklar 55 yaşına, emeklilik yaşına gelene kadar bu yardımların gelmesi herhalde olmayacak." dedi.

"SUÇSUZ OLAN SERBEST BIRAKILIYOR"

Bakan Çelik, demokrasinin zor koşullardan geçerken önerilmesi gereken şeyin Avrupa Parlamentosu'nun yaptığı gibi müzakereleri kesmek olmadığını belirterek, yapılması gerekenin beraber çalışma olduğunu vurguladı.

Her türlü eleştiriye açık olduklarını ve bunları bir katkı olarak gördüklerini kaydeden Çelik, "Türkiye'de işten atılanlarla, yargı süreci devam edenlerle ilgili dosyaları yargıçlar ve savcılar kadar bilemeyiz. O sebeple toptancı şekilde 'İnsanlar işten atılıyor, gazeteciler içeri atılıyor' şeklinde yaklaşım üretmemek lazım. Yargı süreci işliyor, Türk yargısına saygı göstermek lazım. Yoğun mücadele veriyorlar. Suçsuz olduğu ispat edilenler serbest bırakılıyor, işlerine döndürülüyorlar." değerlendirmesinde bulundu.

"TÜRKİYE-AB İLİŞKİLERİNİN TEMELİ TAM ÜYELİK PERSPEKTİFİDİR"

Katılımcılardan herhangi bir AB ülkesinde ülkemizde son yıllarda yaşadıklarının yaşanmasını hayal etmelerini isteyen Çelik, o zaman kendi aldıkları tedbirlerin yüz ve bin katı tedbirlerin o ülkelerce alınabileceğini dile getirdi.

Çelik, Türkiye-AB ilişkilerindeki ilerleme konusuna ilişkin de şunları söyledi:

"26 Mart'ta Türkiye-AB Zirvesi gerçekleşecek. Bu zirvede yeni bir sayfa açacağımızı ümit ediyoruz. Zaman zaman 'Türkiye'yle biz terörle mücadele konusunda ya da göç konusunda iş birliği yapalım ama Türkiye-AB ilişkileri katılım müzakereleri konusunda ilerlemeyelim' gibi sözler duyuyoruz. Türkiye-AB ilişkilerinin temeli katılım müzakereleridir. Tam üyelik perspektifidir. Bunun dışında ikinci bir model ya da imtiyazlı ortaklık gibi modeller kesinlikle söz konusu olmayacaktır. Yegane model tam üyelik perspektifidir. Onun dışındaki birtakım şeylerin dillendirilmesini esasında Türkiye-AB ile gerçekleştirilmek istenen, kurulmak istenen bu büyük resmin sabote edilmesi olarak görüyoruz."

"BİZ AVRUPA'DA YENİ DEĞİLİZ"

AB'nin yakın zamanda Balkanlar'a üyelik perspektifi verilmesinden memnuniye duyduklarını belirten ve Balkanlar'da barışın sağlamlaşması için bunun gerekli olduğunu kaydeden Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Ama bir çifte standarda dikkatiniz çekmek isterim. Balkan ülkelerine şu söylenmiştir, '2025'e kadar üye olacaksınız, hazırlıklarınızı tamamlayın.' Maalesef 50 yıldır müzakere eden Türkiye'ye böyle bir perspektif verilmemiştir. Çok açık şekilde söylüyorum, Türkiye'ye dönük olarak bu tavır tamamen siyasidir. Hiç kimse bize teknik izahlarda bulunmasın. Buradan meydan okuyorum, desinler ki bize '2019'da üyelik perspektifi veriyoruz ya da 2020'de üyelik perspektifi veriyoruz' bütün fasılları açmaya ve kapatmaya, bütün hazırlıkları yapmaya hazırız. Balkan ülkelerine 2025 perspektifi verirken Türkiye'yi 50 yıldır bekletmenin herhalde teknik bir gerekçesi olamaz. Üstelik Türkiye bu bahsettiğiniz bazı ülkelerden çok daha Avrupalıdır. Biz Avrupa'da yeni değiliz. "

"TÜRKİYE, AB TAM ÜYELİK PERSPEKTİFİNİ KORUMAKTADIR"

"Ne zamandan beri AB'nin değerlerinin dini temellere dayanmaya başladı" sorusunu yönelten Bakan Çelik, İslam'ın Avrupa'da yeni bir din olmadığını, AB'nin dinlerin ve kimliklerin barış içerisinde yaşama perspektifi olduğunu ifade etti.

Bakan Ömer Çelik, yargı bağımsızlığı, ifade ve basın hürriyeti konusunda eleştirildiklerini ifade ederek, bu konuları içeren fasılların 23. ve 24. fasıllar olduğunu hatırlattı.

"Buyrun hemen 23. ve 24. fasılları açalım, Türkiye müzakere etmeye hazırdır." ifadelerini kullanan Çelik, şunları söyledi: 

"Yanına da 19. faslı yani sosyal politikalar ve istihdam faslını ekleyelim. 3 fasıl da hemen müzakere etmeye hazırız. Normalde hukuk devletinden, basın hürriyetinden ya da ifade hürriyetinden bunların konuşulmasından çekinecek olsam ağzıma en son almam gereken fasıllar 23. ve 24. fasıllar olur. Tam tersine diyorum ki 'Gelin ifade hürriyetini, basın hürriyeti konuşalım yargı bağımsızlığını konuşalım. Beraber çalışalım, 23. ve 24. fasıllar açalım' diyorum. Sonuç olarak Türkiye, AB tam üyelik perspektifini korumaktadır. Avrupa'daki sağduyulu dostlarımızla, gerçek demokratlarla özellikle de sivil toplum örgütleriyle bu çalışmaları sürdürmeye devam edeceğiz. Umarım AB'nin diğer mekanizmalarına da Türkiye-AB Karma İstişare Komitesi'ndeki sağduyu ve iş birliği yayılır. Buradaki diyalog oralara da yayılır. Arkadaşlarımız dediği gibi geleceğe bakmalıyız."

Bakan Çelik, dünyadaki liberal düzenin sona erdiğini ve dünyanın eskisi kadar istikrarlı bir yer olmayacağını kaydederek, son gelişmelerin yeni döneme girildiğini gösterdiğini ifade etti.

Ömer Çelik, bu dönemde Türkiye-AB arasında daha çok iş birliği ve kaynaşmanın istikrarı, barışı ile diyaloğu arttıracak döneme imza atacak en önemli güç olduğunun altını çizdi.

Açıklamaların sonrasında Adana'daki sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, Bakan Çelik, Türkiye-AB Karma İstişare Komitesi Eş Başkanı Annie Van Wezel, AB Türkiye Delegasyonu Başkan Yardımcısı Gabriel Munuera Vinals ve TOBB Başkanı ve Türkiye-AB Karma İstişare Komitesi Eş Başkanı Rifat Hisarcıklıoğu'na anı objesi verdi.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Yorum sahiplerinin yaptıkları yorumların içeriği ile ilgili yasal sorumluluk yorum sahibine aittir.Ekonomi Haber yorum sahiplerinin ip adreslerini saklamakla yükümlüdür.