Erdoğan: Bu Etkinlik Abdülhamid'e Vefa borcumuzun Bir Nişanesi

Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Yıldız Sarayı'nda organize edilen "Vefatının 100. yılında Sultan Abdülhamid’i anlamak" etkinliğinde yaptığı konuşmada, bu anlamlı etkinliği, Sultan 2. Abdülhamid'e olan vefa borcunun bir nişanesi olarak gördüğünü söyledi.

Erdoğan: Bu Etkinlik Abdülhamid'e Vefa borcumuzun Bir Nişanesi

Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Yıldız Sarayı'nda organize edilen "Vefatının 100. yılında Sultan Abdülhamid’i anlamak" etkinliğinde yaptığı konuşmada, bu anlamlı etkinliği, Sultan 2. Abdülhamid'e olan vefa borcunun bir nişanesi olarak gördüğünü söyledi.

10 Şubat 2018 Cumartesi 22:10
80 Okunma
Erdoğan: Bu Etkinlik Abdülhamid'e Vefa borcumuzun Bir Nişanesi

Sözlerine katılımcılara teşekkür ederek başlayan ve Yıldız Teknik Üniversitesi yönetimini, üniversite bünyesinde kurdukları Sultan 2. Abdülhamid Araştırma ve Uygulama Merkezi için tebrik ederek sürdüren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Üstad Necip Fazıl, '36 Türk hükümdarı arasında belki en büyüğü' diye tarif ettiği Sultan Abdülhamid'i ve onun hayatını kendi üslubuyla bir cümlede şu şekilde özetliyor: 'Abdülhamid'i anlamak her şeyi anlamaktır.' Evet, vefatının 100. yıl dönümünde düzenlenen bu anlamlı etkinliği, Sultan 2. Abdülhamid'e vefa borcumuzun bir nişanesi olarak görüyorum." dedi.

Abdülhamid'i rahmetle, minnetle, tazimle yad ettiğini ifade eden Erdoğan, "Rabbim ruhunu şad, mekanını cennet eylesin. Yüce Mevlam onu cennetiyle, cemaliyle müşerref kılsın." diye konuştu.

AK Parti Genel Başkanı Erdoğan, kendisinden önce konuşma yapan "her biri kendi alanlarının zirvesinde" tarihçilerin Abdülhamid'in farklı dönemlerine ışık tuttuğuna değinerek, konuşmasına şöyle devam etti:

"Taht-ı Osmani'de 33 yıl boyunca hükümdarlık yapmış, Devlet-i Ali'nin en zor, en sancılı yıllarına şahitlik etmiş Sultan Abdülhamid gibi abidevi bir şahsiyetin hayatını birkaç sunuma, fotoğrafa veya hatırata sığdırmamız, elbette mümkün değildir. Burada hocalarımız tarafından dile getirilen her husus, ayrıca incelenmeyi, kapsamlı bir şekilde ele alınmayı ziyadesiyle hak ediyor. Bu anma merasiminin inşallah önümüzdeki süreçte derinlikli, kapsamlı ve objektif çalışmalara, seminer ve sempozyumlara ilham kaynağı olacağına inanıyorum. Zira şu gerçekle hepimiz, çoğu zaman içimiz acıyarak da olsa yüzleşmek zorunda kalıyoruz. İlber Ortaylı hocamızın ifadesiyle 'dünyanın son hükümdarı, son evrensel imparatoru' olarak kendi dönemine damgasını vurmuş olan Sultan Abdülhamid ne yazık ki ülkemizde uzun yıllar görmezden gelinmiş, ihmal edilmiş, hatta karalanmaya çalışılmıştır. Sultan 2. Abdülhamid, Türk düşünce hayatını esir alan katı ideolojik kutuplaşmanın en büyük kurbanlarından biridir. Üstüne yapılan onca tartışmaya rağmen hayatı, mirası, karakteri, eserleri, cumhuriyet dönemine olan etkisi en az bilinen hükümdar hiç şüphesiz Sultan Abdülhamid Han'dır."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir devrin resmi anlayışının Abdülhamid'e daha çok hasımlarının, yeminli düşmanlarının ve azılı rakiplerinin penceresinden baktığının altını çizerek sözlerine şu şekilde devam etti:

"Öyle ki ders kitaplarında adı 'Kızıl Sultan' olarak dahi geçirilebilmiştir. Bu ülkenin çoğu aydının, yazarının, akademisyen ve tarihçisinin gözünde kendisi sözüm ona 33 yıllık istibdat rejiminin başıdır. Kimi siyasetçilere göre Sultan, Gazi Mustafa Kemal'in karşıtı, cumhuriyet rejiminin ötekisidir. Uzun yıllar Sultan Abdülhamid'e hakaret etmek, onun mirasını yok saymak, cumhuriyete bağlılıkla adeta özdeş hale getirilmiştir. Sultan'ın hakkını teslim edecek birkaç tespit bile bunların gözünde sizi cumhuriyet düşmanı yapmaya yeter de artar bile. Hiç kimsenin bu kalıpların dışına çıkmasına da tahammül edilmemiştir. Sultan Abdülhamid'e hakaret özgürlüğünün alabildiğine geniş olduğu bu dönemde, Üstad Necip Fazıl gibi şahsiyetler ise eserlerinden, yazılarından ve yayınlarından dolayı mahkum olmuştur. Nerede? Bu ülkede."

"BİZİ İNATLA KÖKLERİMİZDEN KOPARMAYA GAYRET EDİYORLAR"

Sultan 2. Abdülhamid'e yönelik bu bağnaz bakış açısının marjinal bir kesimde halen olduğunu aktaran Erdoğan, "Birileri ısrarla bu ülkenin tarihini 1923'ten başlatmaya çalışıyor. Birileri inatla bizi, köklerimizden, kadim değerlerimizden koparmaya gayret ediyor. İçinde ana muhalefet partisinin başındaki zatın da olduğu bir çevre, cumhuriyete bağlılık kriteri olarak halen ecdat düşmanlığını esas alıyor. Bunlara göre Türkiye Cumhuriyeti, köksüz, tarihsiz, nevzuhur bir devlettir. Sadece coğrafyamızdaki varlığımız açısından baksak dahi ne Selçukluların ne de 6 asır boyunca cihana nizam vermiş Osmanlı'nın cumhuriyete tevarüs ettiği bir şey olmadığını öne sürüyorlar. Yine bunların nazarında, Osmanlı padişahları da lüks, şatafat, israf ve sefahat içinde yaşayan müsrif, basiretsiz şahsiyetlerdir. İşte bu şekilde ülkemiz yıllarca kimi Batılı ve Batılı zihniyetli kişilerin tamamen yanlış, yalan ve hatta husumet ürünü anlatımlarını kendi tarihimiz olarak gören bir zihniyetin pençesinde kıvranmıştır." ifadelerini kullandı.

"Tarih, bir milletin sadece mazisi değil istikbalinin de pusulasıdır." ifadelerini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, tarihin aynı zamanda bir milletin hafızası olduğunun altını çizdi.

"TARİHİMİZLE  İFTİHAR EDİYORUZ"

Erdoğan, geçmişiyle kaybolan bir topluluğun millet olarak varlığını sürdürmesinin mümkün olmadığına vurgu yaparak şunları söyledi: 

"Geçmişleri birkaç yüzyıl olan veya birkaç yüzyılı aşmayan ülkelerin ve toplumların kendilerine görkemli bir tarih inşa etme gayretlerinin sebebi işte budur. Biz ise zaten var olan binlerce yıllık geçmişimize sahip çıkmıyoruz. Bilhassa bu topraklardaki bin yıllık varlığımızın hiçbir dönemini yok sayamaz, görmezden gelemeyiz. Biz birileri gibi tarihimize yüz çevirenlerden olamayız. Biz tarihimize seçici bir anlayışla yaklaşanlardan da olamayız. Tarihe seçici bakmak, hele hele belli dönemleri ideolojinin o dar kalıplarına hapsetmek, kişinin kendisine ve milletine yapabileceği en büyük ihanettir. Şüphesiz tüm milletlerin tarihlerinde şanlı zaferler yanında hezimetler, yıkımlar, kan ve gözyaşıyla yoğurulmuş dönemler, hadiseler de vardır. Çünkü bir milleti var kılan, ona hafıza ve karakter kazandıran olayların bütünüdür. Bizler, hiçbir ayrım yapmadan tarihimizle iftihar ediyor, gurur duyuyoruz ve bu tarih her milletin yazdığı ve yazabileceği tarih değildir. Hamdolsun ki böyle bir tarihe sahibiz."

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Yorum sahiplerinin yaptıkları yorumların içeriği ile ilgili yasal sorumluluk yorum sahibine aittir.Ekonomi Haber yorum sahiplerinin ip adreslerini saklamakla yükümlüdür.