Erdoğan: Amaçlarımıza Ulaşmanın En Önemli Aracı Planlamadır

Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 11. Kalkınma Planı Tanıtım Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, amaçlara ulaşmanın en önemli aracının planlama olduğunu belirterek, planlamayı doğru işi yapma ve işi doğru yapma olarak tanımladı.

Erdoğan: Amaçlarımıza Ulaşmanın En Önemli Aracı Planlamadır

Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 11. Kalkınma Planı Tanıtım Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, amaçlara ulaşmanın en önemli aracının planlama olduğunu belirterek, planlamayı doğru işi yapma ve işi doğru yapma olarak tanımladı.

21 Şubat 2018 Çarşamba 16:23
125 Okunma
Erdoğan: Amaçlarımıza Ulaşmanın En Önemli Aracı Planlamadır

Beştepe Millet Kültür ve Kongre Merkezinde gerçekleştirilen toplantıda yaptığı konuşmaya tüm katılımcıları selamlayarak başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, 11. Kalkınma Planı hazırlık çalışmalarının başarılı geçmesini diledi ve plan hazırlıklarında görev alanlara teşekkürlerini iletti.

Yüzyıllardır insanoğlunun hep daha iyi bir hayatın ve refah düzeyini yükseltmenin arayışına girdiğini kaydeden Erdoğan, farklı ülkeler ve toplumlar arasındaki kalkınma yarışının büyük bir rekabet içerisinde sürdüğünü kaydetti.

Erdoğan, kendilerinin de millete hizmete talip olurken adalet ve kalkınmayı iki temel öncelik olarak belirlediklerini vurgulayarak, "Milletimizin karşısına çıkarken 'kaynak Türkiye'dir' demiştik. Tarihiyle, kültürüyle, girişimcileriyle, gençleriyle, kadınlarıyla... Velhasıl tüm potansiyeliyle milletimize inanarak yola revan olmuştuk." dedi.

15 yıllık iktidarları süresinde kalkınma alanında elde ettikleri başarıların Cumhuriyet tarihinin kat be kat üzerine çıktığının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu sonuç milletimize inanmakta, güvenmekte ne kadar haklı olduğumuzun da ispatıdır." diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, giderek derinleşen ve çok boyutlu hale gelen küreselleşme sürecinin ülkelere büyüme ve gelişme yönünde önemli fırsatlar oluşturduğunu belirterek, "Elbette bunun getirdiği bazı tehdit ve riskler de var. Bu süreçte fırsatları ve riskleri en iyi şekilde dengeleyip kaynaklarını azami ölçüde değerlendiren ülkeler hedeflerine ulaşabilecektir. Bunu yapamayan devletler ve toplumlar ise gerilemeye, mevzi kaybetmeye devam edeceklerdir. Bizim için amaçlarımıza ulaşmanın en önemli aracı planlamadır. Planlama doğru işi yapmak ve işi doğru yapmak demektir. Bunun için evvela önceliklerimizi doğru bir biçimde belirmemiz ve hayata geçirmemiz gerekiyor." ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, acil eylem planı, dokuzuncu ve onuncu kalkınma planları, hükümet programları ve vizyon 2023 belgesinin planlı kalkınma anlayışının en somut örnekleri olduğunu vurgulayarak sözlerini şöyle sürdürdü:

"Kendi geleceğini planlamayan milletlerin başkalarının planlarının parçası olmaya mahkum olduğuna inanıyorum. Bugün bölgemizde ve tüm dünyada yaşanan gelişmeler bunun örnekleriyle doludur. Kalkınmayı yalnızca iktisadi alanla sınırlamıyor, sosyal ve manevi kalkınmayı da önemsiyoruz. Son 15 yılda gösterdiğimiz çabalarla kalkınma yaklaşımımızı insan odaklı, toplumumuzun tüm kesimlerini kucaklayan, daha kapsayıcı bir çerçeveye oturtmayı hamdolsun başardık. Bunun için yönetime geldiğimiz günden itibaren hem fiziki alt yapıya hem de insanımıza yatırım yaptık. Ulaştırma, enerji ve tarıma yönelik alt yapı yatırımlarının yanı sıra eğitim ve sağlık yatırımlarına ayırdığımız kaynaklarla ülkemizin her alanda aynı anda önemli bir sıçrama yapmasını sağladık."

Erdoğan, iş gücünün eğitim seviyesini ve verimliliğini yukarı taşıdığını sosyal güvenlik şemsiyesinin kapsayıcılığını da pozit etki yaptığını ifade ederek, "Ülkemizde yoksulluğun, gelir adaletsizliğinin tanımı çok değişti. Bugün artık 'yoksul' demek yiyecek, ekmek bulamamak değil, belirli bir refah düzeyinin altında kalmak demektir. Aynı şekilde sağlıklı bir toplum oluşturmak için çocuk ölümlerinin azaltılması ve anne sağlığının iyileştirilmesi başta olmak üzere pek çok temel göstergeyi olumlu yönde geliştirdik." değerlendirmesinde bulundu.

"Bilindiği gibi Türkiye, bölgemizdeki pek çok ülkeyle kıyaslandığında doğal kaynak zengini değildir."  ifadelerini kullanan Erdoğan, "Bu gerçeği bilmemiz lazım. Buna karşılık bilgi ve teknolojiyi esas alarak sanayileşme konusunda çok iyi bir sicile sahibiz. Artık dünün tekstil ve tarıma dayalı sanayisinin kısır döngüsünden çıkıp teknoloji yoğun bir sanayiye doğru geçiş yapıyoruz. Orta-yüksek teknolojili ürünler üretebilen bir imalat sanayi alt yapısını büyük ölçüde oluşturmuş durumdayız. Şimdi yüksek teknolojiye dayalı üretimin sanayideki payını artıracak bir atılıma ihtiyacımız var. Tabi bu arada sürdürülebilirlik ilkesini de asla ihmal etmiyoruz." dedi.

Erdoğan, bir taraftan sanayileşmenin ihtiyaç duyduğu enerji yatırımlarını yaparken diğer taraftan da Türkiye'nin doğal kaynaklarını da geliştirmek için mesai harcadıklarını belirterek, "Kişi başına milli gelirimizi 3 bin 500 dolar seviyelerinden 11 bin dolar seviyesine ulaştırmış olmamız gerçekten tarihi bir başarıdır. Buraya durup dururken gelmedik, bir gayretle geldik." diye konuştu.

Erdoğan, satın alma gücü paritesine göre ise kişi başına gelirde 2002 yılında Avrupa Birliği ortalamasının yüzde 37'si seviyesindeyken bunun yüzde 62'sine kadar yükseldiklerini belirterek, "Nereden nereye? Refah seviyemizin 15 yılda üç katına ulaşmasında ve gelirin daha adil paylaşılmasında kalkınma yaklaşımımızın payı çok büyüktür." şeklinde konuştu.

2002 yılında 236 milyar dolar olan milli geliri, 2016 yılında 863 milyar dolara yükselttiklerini dile getiren Erdoğan, bu büyüme performansıyla son 10 yılda 8,3 milyon ilave istihdam oluşturduklarını söyledi.

Erdoğan, 2002 yılında yüzde 11,3 olan bütçe açığının milli gelire oranını 2017 yılında yüzde 1,5 seviyesine çektiklerini hatırlatarak, faiz giderlerinin milli gelire oranının 2002'de yüzde 14,4 iken, 2017 yılında bunun yüzde 1,8'e indiğini kaydetti.

Erdoğan, "Mesela faiz giderlerinin milli gelire oranı yüzde 14,4 olarak kalsaydı, 2003-2017 döneminde dört kattan daha fazla faiz ödeyecektik. 2002 yılında yüzde 72'ye ulaşan kamu borç stokunun milli gelire oranını 2016 yılında yüzde 28'e kadar düşürdük. Bu oranla Avrupa'nın en iyi durumda olan ülkeleri arasındayız." dedi.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Yorum sahiplerinin yaptıkları yorumların içeriği ile ilgili yasal sorumluluk yorum sahibine aittir.Ekonomi Haber yorum sahiplerinin ip adreslerini saklamakla yükümlüdür.