Seçim bitti. Evli evine, köylü köyüne, evi olmayan da tam anlamıyla sıçan deliğine doğru dağıldı. Peki, Türkiye’de değişen ne oldu? Elbette, yeni sistemin henüz sistemleşmediği bugünlerde bu soruya olumlu yanıt verilemez. Ancak, ne olursa olsun Türkiye’nin bir panoramasını çizmek uygun olacaktır.

Öncelikle, ekonominin dik duruşunu bankalar ile ölçebileceğimizi düşünenlerdenim. Meselâ, bankalardaki batık kredi miktarları oldukça önemli bir kriterdir. 2010 senesinde 6,67 milyar dolarlık batık kredi varken, 2011’de 11,37, 2012’de 12,85, 2013’te 15,79, 2014’te 15,72, 2015’te 17,65, 2016’da 19,21, 2017’de 18,31 milyar dolarlık bir meblağdan söz etmek gerekiyor. Bu senenin haziran ayı itibarıyla da bu rakam 17,65 milyar dolar... Sene sonunu siz düşünün.

Yukarıda izah edilen bir ekonomik atmosfer içerisinde, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Ahmet Eşref Fakıbaba çıkıp da “Türkiye'de insan nüfusu artıyor, hayvan sayısında azalma oluyor” şeklinde bir beyanat veriyor. Bakanımız, patatesin de birden fırlayıp 6 lirayı aşmasına anlam veremediğini dile getirmişti. Bu durum, ülkenin ekonomik istikrarsızlığı açısından mühim bir meseledir.

Bundan sonra ne yapılması gerekiyor acaba? Ekonomi yönetiminin çok daha iyi seviyelere gelebilmesi için liyakat usûlünün işletilebilmesi gerekiyor. Bunun için de, sistemin değil, zihniyetin değişmesi gerekiyor. Ekonomi yönetiminden anlamayan kesimlerin, bir güruh hâlinde ahkam kesmesi de tıpkı bunun gibi bir durumu özetliyor.

Türkiye’nin büyük problemlerinden biri de, “birilerine para kazandırma” derdidir. Örneğin, tarım cenneti olan Türkiye’de sistematik bir şekilde üretimin durdurulması, bir şekilde ithalatın önünü açtı. Böylece ithalatçı firmalar para kazanırken, yerli üretici zarar etmeye başladı. Söz konusu durum ise, dolaylı yoldan vatandaşın daha kalitesiz ve daha pahalı ürün tüketmesine neden oldu.

Bir diğer olay ise, bilim ve inovasyona yeteri kadar önem verilmemesidir. KOSGEB’in desteklediği projeler fos çıkarken, TÜBİTAK saçma sapan taassuplara boyun eğmektedir. Bu durumda bilim ilerler mi? Teknoloji ihraç edebilir miyiz? Şüphesiz ki, hayır. Kitaplara değer vermeden, bilimi öne çıkarmadan; ne kaliteli insan yetiştirebiliriz ne de üstün bir ekonomiye sahip olabiliriz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Yorum sahiplerinin yaptıkları yorumların içeriği ile ilgili yasal sorumluluk yorum sahibine aittir.Ekonomi Haber yorum sahiplerinin ip adreslerini saklamakla yükümlüdür.