"Türklerin Kanında ve Kültüründe Barışçı Olmak Var"

Kazakistan'ın İstanbul Başkonsolosu Sapiyev, "Diplomasi Merkezine Dönüşen Astana" konulu konferansta yaptığı konuşmada ülkesinin tüm sürgün edilen milletler için ikinci vatan olduğunu belirterek, Kazak halkının sürgüne gelen kişileri demir yoluyla getirdiğini, bu sebep olarak da, Türklerin kanında ve kültüründe barışçı olmanın yattığını vurguladı.

"Türklerin Kanında ve Kültüründe Barışçı Olmak Var"

Kazakistan'ın İstanbul Başkonsolosu Sapiyev, "Diplomasi Merkezine Dönüşen Astana" konulu konferansta yaptığı konuşmada ülkesinin tüm sürgün edilen milletler için ikinci vatan olduğunu belirterek, Kazak halkının sürgüne gelen kişileri demir yoluyla getirdiğini, bu sebep olarak da, Türklerin kanında ve kültüründe barışçı olmanın yattığını vurguladı.

31 Mart 2018 Cumartesi 18:01
57 Okunma
"Türklerin Kanında ve Kültüründe Barışçı Olmak Var"

Kazakistan'ın İstanbul Başkonsolosu Yerkebulan Sapiyev, Avrupa Asya Birliği Türk Ekonomik Sosyal ve Kültürel Araştırmalar Vakfı tarafından düzenlenen "Diplomasi Merkezine Dönüşen Astana" konulu konferansta yaptığı konuşmada, Kazakistan'ın Türkiye'nin kardeş yurdu ve stratejik ortağı olduğunu vurguladı.

Sapiyev, Kazakistan topraklarının Türkiye'de olduğu gibi hem Asya'da hem de Avrupa'da yer aldığını vurgulayarak, "Biz daha çok Avrasya ülkesiyiz. Rus Türkolog Nikolay Gomilov, araştırmalarında Kazakistan'ı Avrasya merkezi olarak ifade ediyor. Astana'da uluslararası alanda toplantılar yapılıyor. Suriye'yle ilgili müzakereler Astana'da yapılıyor. Astana'nın, Suriye'de barışçı düzenin sağlanması ve korunmasında önemli bir görevi var." dedi.

Sapiyev, ülkesinin Nursultan Nazarbayev liderliğinde son 25 sene içerisinde büyüdüğünü ve geliştiğini kaydetti.

"TÜRKLERİN KANINDA BARIŞÇI OLMAK VAR"

Yerkebulan Sapiyev, ülkesinde barış ve huzur içinde yaşandığını tüm dünyaya göstermek istediklerinin altını çizerek, şöyle devam etti:

"Kazakistan çok uluslu bir ülke, 126 millet var. Kazakistan çok başarılı bir şekilde uluslararası inisiyatifleriyle dış politikasının hemen hemen her yönünü kurmaya ve ilerletmeye çalışıyor. 1942-1945 yılları arası Stalin zamanında Kafkasya'dan sürgünler yaşandı, Kazakistan ve Sibirya'ya. Kazakistan tüm sürgün edilen milletler için ikinci vatan oldu. Kazak halkı bu insanları demir yoluyla getirdi. Neden, çünkü Türklerin kanında ve kültüründe barışçı olmak var. Bu Türk dili konuşan ülkelerin ve halkların çok insani bir özelliğidir."

Bir katılımcının "Büyük devlet olmak için toprak, nüfus ve yer altı kaynağı gerekiyor. Kazakistan'ın nüfusu büyük bir devlet olması için yeterli değil. Bu konuda ne gibi politikalarınız var?" sorusu üzerine açıklamalarına devam eden Sapiyev, "Kazakistan'ın yüzölçümü büyük, 1929-1933 yılları arasında kıtlık olmasaydı Kazakistan'ın nüfusu 50 milyonu bulurdu. Bizim kardeşlerimiz açlıktan öldüler. Yaklaşık 1,5 milyon insan bu açlıktan dolayı öldü. Bir kısmı da çeşitli ülkelere ve Türkiye'ye göç etmek zorunda kaldı. Çoğu da Çin tarafından geçerek Türkiye'ye ulaştı. Sadece Türkiye el uzattı. Yaklaşık 12 bin Kazak asıllı Türk var. İki kardeş ülke arasında bir köprü vazifesi görmektedirler. Uyguladığımız nüfus politikalarıyla Kazak nüfusu yüzde 70'ten fazla oldu. Akıllı bir siyasetle Kazak nüfusunu artırmaya çalışıyoruz. Tüm ülkelerin bir araya gelerek ortak bir nüfus planı kurmaları gerekiyor." değerlendirmesinde bulundu.

Yerkebulan Sapiyev, Kazakistan Devlet Başkanı Nursultan Nazarbayev'in göç eden Kazakları ülkeye geri çağırdığını ve geri gelmeleri için gerekli tüm imkanları sağladığını söyledi.

Ülkesinin 215 milyon hektar tarıma elverişli toprağı olduğunu, ürettikleri 20 milyon ton buğdayın 12 milyonun ihraç ettiklerini ifade eden Sapiyev, Türkiye'deki tarım teknolojisini Kazakistan'da uyguladıklarını ve ülkeyi gıda merkezi haline getireceklerini belirtti.

Son Güncelleme: 31.03.2018 18:40
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol