Geçtiğimiz yazıda, Bitcoin borsalarının agresif durumunu ve eninden sonunda bu piyasanın tekrar yükselişe geçeceğini tahmin ettiğimizi yazmıştık. Nitekim Bitcoin geçtiğimiz günlerde 11 bin 800 dolara kadar çıkmış, fakat sonra tekrar iniş eğilimine geçerek mevcuttaki 9 bin 500 dolarlık konumuna geriledi. Bu durumun sürekli inişli çıkışlı devam edip etmeyeceği merak konusu.

Bitcoin, artık sistemleşmiş bir büyük zincir olsa dahi, geleceği endişeli olarak değerlendiriliyor. Fakat yine de şunu söylemek gerekiyor ki, nasıl ki bir işte sebat önemlidir, Bitcoin de bu sıralar onu değerliyor. Bu süreçten galip çıkan Bitcoin olursa, Wall Street’in ünlü çığırtkanları da haklı duruma düşecek. Peki, Bitcoin’in bu dalgalı hâli durağan duruma gelecek mi, gelecekse ne zaman?

Unutulmamalıdır ki artık Bitcoin, tek başına bir proaktif yapıya sahip değildir. Kripto para birimleri temel olarak ele alınmalı. Nitekim Bitcoin’le beraber düşüşe geçen Ethereum, Ripple, Bitcoin Cash ve NEO’da, yine Bitcoin ile birlikte yükselişe uğrayacaktır. Dolayısıyla buradan çıkarmamız gereken temel sorun, hangi kripto para biriminin daha çok kazandıracağı değildir. Doğru hamle, kripto para birimlerinin yeknesak olarak değerlendirilip, küresel çaptaki gelişmeler hakkında bilgi sahibi olmaktır. Eğer ki bu doğrultuda gidilebilirse, sanal para birimlerinin temel iniş ve çıkış tepkileri de rahatlıkla ölçülebilecektir.

Biliyoruz ki, dünya ülkelerinin para politikaları yeni ve güncel şeyleri kabul etmede zorlanır. Kripto para birimleri de tıpkı bu faktör gibi dünya ülkelerinin karşısına dikildi. Üstelik Bitcoin’in başı çektiği bu sistemlerde vergi, kayıt, düzen ve kontrol gibi bir sınırlama da söz konusu değildi. Tüm bunlar, kripto para birimlerini devletler nezdinde sakıncalı bir konuma düşürüyordu. Dolayısıyla art arda yaptırımlar da birbirini izledi. Peki, nedir bu yaptırımlar?

Öncelikle devletlerin temel sorunu, bu para birimi takaslarından herhangi bir kâr elde edememeleriydi. Oysaki devlet, vergiler ile ayakta kalabilen kapital ve inorganik bir kavramdır. Dolayısıyla muhakkak her kazançtan bir vergi çıkarımı yapmak zorundadır. Böylece ilk adım atıldı ve hükümetler, Bitcoin başta olmak üzere kripto para birimi ticaretinden vergi tâhsil etmeye başladılar. Türkiye’de de yüklü miktarda kripto para işlemleri yapanlar MASAK tarafından uyuma yakalandı ve vergi daireleri devreye girerek, kazanılan paraların belgelendirilmesini ve gelir vergisinin ödenmesini istedi.

Bireyler, bir anda şaşkına döndü. Bu açıkçası alışılmış bir sistem değildi. Çünkü sanal ortam, internetin ilk kurulduğu andan itibaren özgürlüğün ve serbestîliğin önemli bir ölçütüydü. Fakat artık devletler internetin özgürlüğüne de karşı çıkıyor ve bu duvarları bir bir yıkıyorlardı. İnternet sitelerine yasaklar getiriliyor, uygulamalar kapatılıyor, online ticareti yasaklatıyordu. Liberal düşünceye ters gelen bu davranışlar, esasen temel noktada düğümleniyordu. Vergi, vergi, vergi…

Devlet açısından ikinci bir sorun da, kripto para birimlerinin denetlenememesi oldu. Bu, açıkçası eril bir güç olarak kendini hâkim noktada gören devlet erkinin güç gösterisine gölge düşürüyordu. Çünkü her şey, herkes denetlenmeli ve otokrasinin de etkileri hissettirilmeliydi. Fakat ne yazık ki bu da baskıdan başka bir şey değildi. Gelişen teknoloji anlamında pek mümkün görünmese de, imkânsız olmadığını dile getirmeliyiz. Fakat bu da bir çözüm değildi. Çünkü özgür Batı, Lenin’in heykelini köhne bir yere atmak için taşırken, arkadan gözü yaşlı olarak bireyler “Elveda Lenin!” demeyi ihmâl etmiyorlardı. Bu değişimdi, bu dönüşümdü. Teknoloji, bir kere başlangıç pıhtısına büründüyse, bir daha durdurulamazdı. Nitekim öyle olacak da…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Yorum sahiplerinin yaptıkları yorumların içeriği ile ilgili yasal sorumluluk yorum sahibine aittir.Ekonomi Haber yorum sahiplerinin ip adreslerini saklamakla yükümlüdür.