Bir baskın seçimle karşı karşıyayız. Kimileri baskın yerine erken tabiri kullanmakla olayın vahamatini örtebilmiş değil. Hiç şüphesiz Türkiye, son üç yüz yıldır iyi bir şekilde yönetilemiyor. Yönetemeyen herkes de, Batı olarak adlandırılan bir gizli gücün arkasına sığınarak engellemelerin oradan geldiğini savunuyor. Gariban Türk halkı da, bu yalanın arkasına sığınarak 'yiyor ama çalışıyor' diyor... Bu durumda yanlışlık iki yönlü olarak tezahür ediyor. Birincisi, siyasetçinin ekonomik ve idari anlamda yönetmeyi becerememesi, ikincisi ise doğrudan halkın eğitimsizliğinden kaynaklanan seçme kavramını kurgulayamaması...

Türkiye'nin mevcutta yatırımları hiç de azımsanamaz. Fakat bunun dışında körü körüne yandaşlardan oluşan yanlış bir politikanın da varlığı inkâr edilemez. Bu durumun büyük sorumlusu ise ne yazık ki yandaş olarak nitelendirilen basın argümanlarıdır. Çünkü halk, kendisine ne söylenirse onu bilir, ona inanır. Türk basınının şu anki hâli ise içler acısı... Bakın, size bugünden en güncel olarak bir örnek vereyim. Mâlumunuz üzere ihracat ve ithalat rakamları açıklandı bu sahah. Yandaş basın, ihracatımızın arttığını yazarken, gerçek gazeteciler, ihracat artarken ithalatın da ciddî derecede yükselişe geçtiğini ve cari açığın inanılmaz boyutlara ulaştığını da duyurdular. Aklı başında, dürüst, namuslu ve ahlâklı her gazeteci; ihracatın artması ile birlikte cari açığın da yükseldiğini bu halka söylemek zorunda hisseder kendini. Basın ahlâk ilkeleri bunu gerektirir...

Seçim sürecinde her adayın kendi vaatlerini dinlemeye de devam ediyoruz bir yandan. Bu noktada benim en dikkatimi çeken İnce ile Erdoğan'ın teknoloji atışması oldu. Açıkçası Türkiye'de hür teşebbüsün çok uzun yıllardır var olduğu, ancak devletçilik olmadan bunun pek de başarıya mümkün olamayacağı kanaatindeyim. Kaldı ki, cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren üreten bu devlet, kurduğu onlarca kurum, kuruluş, fabrika ve KİT'lerinin satılmasını izledi son yirmi senede. Bu ülkede Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığı kuruldu 1994'te. Buna gerek var mıydı? Yapmak varken satmak, benim kıt ekonomi bilgimle anlayabileceğim bir şey değil elbette. Fakat “babalar gibi satmak” bu ülkenin evlatları için hak değil.

Hâsılı kelam, Türkiye son üç yüz yıldır bocalasa da, bunu kendi içerisindeki namussuz, yalancı, hırsızlardan dolayı sonlandıramamaktadır. İyi niyetli siyasetçilerimiz olsa da, bürokrasinin kemikleşmiş kadrosuna yığılmış olan bu tipler, halkın kanını emen kirli ağızlarıyla görev yapmaya devam edecektir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Yorum sahiplerinin yaptıkları yorumların içeriği ile ilgili yasal sorumluluk yorum sahibine aittir.Ekonomi Haber yorum sahiplerinin ip adreslerini saklamakla yükümlüdür.